Ziyaretçlerim

28 Mart 2009 Cumartesi

Başımız Sağolsun:(



Gerçekten ne yazacağımı bilemiyorum.Çok üzgünüm.Asıl üzüntüm ne kadar aciz oluşumuza.O İHH haber ajansından muhabirin yakarışlarına daha da üzülüyorum.Hani insan çaresiz kalınca dahada çok üzülüyor.Merhum Muhsin Yazıcıoğluna ve diğer ölenlere Rabbimden en güzel muameleyi diliyorum. Ailelerini düşündükçe daha yaralanıyorum. Bir yandan da düşünüyorum Rabbim isteseydi en güzel şekilde muhafaza ederdi.İnşallah mekanları Cennet olsun. Milletimizin başı sağolsun:(


*fotoğraf sevgili http://tuanaberra-yastuf.blogspot.com/'dan alınmıştır.

26 Mart 2009 Perşembe

Canlı Canlı Ceddin Dedemler:))))



Geçen pazar Emin ve babası Harbiyede Canlı Mehter Gösterisine gittiler.Emin delirmiş.Askeri Müzeyide gezmişler.Cd'ler,biblolar ve ıvır zıvır ne varsa alıp gelmişler:)))

Bizim ki kılıcını kuşanmışta gitmiş:)))Sanki savaşa gidiyor:))



Silahlara ve diğer savaş aletlerine aşırı ilgisi olan Emin'in yüzündeki ifade görülmeye değer:))))



Sanki ordunun Topçusu:)))



Top arabası sanki babasının malı:)))



Asker arkadaşı:)))



Padişah'ın oğlu:)))

16 Mart 2009 Pazartesi

Boynu Bükük Mor Sümbülüm...

Geçen sene sümbül,lale,nergis soğanları almıştım.Emin,ben ve babamız bir hevesle İkea'dan aldığımız saksılara dikmiştik.Bir tane de Emin'in okuluna aile katılımı faaliyetinde yollamıştık.Emin babasının yardımıyla önce tornavida ve çekiç yardımıyla saksının altına deliğini açmıştı.Sonra minik elleriyle saksıya toprakları doldurdu.Soğanlar ekildi ve başlandı sulanmaya.Bekliyoruz gelsin çiçeklerimiz diye.Geçen sene sarı bir lalemiz,mora yakın bir sümbülümüz ve topraktan çıkmayı beceremeyip soğan olarak kalan bir nergisimiz vardı.Lalemiz Emin'in gazabına uğramıştı.Sümbülümüzde bir müddet sonra ömrünü tamamlayıp çiçeklerini dökmüştü. Çiçek soğanlarının topraktan çıkarılması gerektiğini ve mevsiminde tekrardan ekilmesi gerektiğini duymuştum.Neyse çok uzatmadan bu sene bir baktım topraktan çıkarmayı unuttuğum çiçek tohumlarım dan sümbül ve lale yeşermeye başlamış:)))))Tabi hemen sulama işlemleri başladı.Nergisinde saksısını boşaltıp tekrar dikeyim diyecektim ki soğan çürümüş. Olsun yinede diktim ama maalesef çıkmadı. Lalenin de sonu nergise benzedi. Ama canım Sümbülüm hızla büyüyordu. Bende bir heyecan görmeyin.Sümbülün kokusunu duymak için sabırsızlanıyordum. Bu hafta çiçekleri çıkmaya başladı.Ama bir anormallik vardı. Sanırım genetiği bozulmuş sümbülümün:)Ve bir uzadı bir uzadı anlatam. Tabi anormallik bu ya çiçekleride geçen seneye göre daha seyrek çıktı. Bu kadar uzamaya boynuda bükülmeye başladı. Yanına bir tahta kaşık diktim, kurdeleyle bağladım ama yinede boynu hep bükük.Sanırım bir tuhaflık var.Çiçekten anlayanlardan yardım istiyorum.En azından seneye düzgün çıksın yavrucum.

Boynu bükük mor sümbülüm,



Mor sümbülün yanındakide Emin'in yaklaşık 1 sene evvel İkea'dan aldırdığı bambumuz ve vazosu.Bambunun da bir sıkıntısı var maalesef.Emin'in ısrarları üzerine alınan vazonun ağzı dar olduğu için bambunun kökleride bir hayli saçaklandığı için bambuyu vazodan çıkaramıyoruz.(daha doğrusu şişe :)))Sanırım vazoyu kıracağız yakında. Allah'ım biz mi çiçekten anlamıyoruz yoksa ya.Böyle hep eziyet mi çekecek evimize gelen çiçeklerimiz?



Sevgili çiçeklerimiz biz sizleri aslında çok seviyoruz.Lütfen bizi affedin.....
.

14 Mart 2009 Cumartesi

Yeni Maceralar:))

Dün doğum günümdü:)))Ne diyeyim ki yaşlandım iyice:))Ama takmkıyorum kafama.Emin ve eşim birer gül,birde pasta almışlar eve geldiler.Okuldan da sağolsun öğretmenlerimiz maket pasta yollamış:))



Bu da parmakla pasta yiyen Emin:))



Bu da maket pastam:)))






Geçen hafta arabam bozulduğu için yine Emin Paşa ile bir torba macera yaşadık.Çoğu zaman okula otobüsle gidip otobüsle döndük.Pardon sıradan otobüs değil İKİ KATLI otobüs:)))Emin'in iki katlı otobüs takıntısı olduğunu daha önceki postlarımızdan bilirsiniz:)))Aksine havalarda bayağı yağışlıydı.Ama ana oğul caymadık iki katlı otobüs sevdamızdan.Daha doğrusu Emin'i mutlu etmek için bende iki katlı otobüsü sever oldum.Görmemiş aile:)))Tabi her durağa çıkışta iki katlı otobüsümüz gelmiyor.Bekle babam bekle.İki katlı otobüsümüze ihanet etmemek için bazen 2 otobüse,bazen 3 otobüse güle güle diyip iki katlı otobüsümüze büyük bir zevkle bindik oğlumla.Daha tuhafı; iki katlıyı gören ben bağırıyorum Eminnnnn geliyorrrrr sanki UFO gördüm:))))Bu arada iki katlının şöförüylede ahbab olduk:)))Sanırım adam bunca şöförlük hayatında otobüsüne bu kadar neşeyle binen,otobüse bu kadar ilgi gösteren bir ana-oğlu görmemiştir.Ayrıca otobüs bunca senelik otobüslük hayatında bizim gibi yolcu taşımamıştır. Eğer sabahları giderken 2 katlı gelmezse ben pazarlığa tutuşuyorum Emin Paşa ile 'Emincim bak okula geç kalıcaz,bir daha ki otobüs tek katlı bile olsa binicez tamam mı?'Millet bize bakıyor tuhaf tuhaf.Ne manyak kadın demişlerdir bir çocuk için soğukta,yağmurda bekliyor:)))Cuma günü maceramız sona erdi çok şükür arabamız geldi:))
Ama anlatmadan geçemeyeceğim bir otobüs macerası var:))
Emin'i bıraktım eve dönüyorum.Ön koltuğa bir adam oturdu.Neyse diğer bir durakta otobüs yolcu alıyor.Bu adam yolun karşısında tanıdığını gördü.Otobüsün içinden adama seslencek:)))Cama vuruyor tık tık tık.Adam duymadı.Tık tıklar hızlandı.Ama adamın duymasının imkanı yok.3-4 denemeden sonra çareyi bağırmada buldu:)))Ercan Ercan diye bağırıyor:))))Ama nafile.Bu sefer başladı Şrfsz:)))) Ercan diye söylenmeye.Tam otobüs gidecekkende apar topar attı kendini aşağı:))))aldı mı beni bir gülme:))Zor tutuyorum.Manyak mı ne adam akıl var mantık var hiç ordan duyulur mu be kardeşim:)))

Bu ayki günümüz Neslideydi.Yine eğlendik.Nesli Çekmeköyde oturuyor 2 çocuk, ben, Aştül,Pinto,Mene:))Güzel geçti.Pinto bana çok kızdı geçenlerde yazdıklarımla ilgili.Herkes anlıcakmış onun olduğunu:)Aman şekerim ne yapayım sende dikkatli ol hani gazateci ile blogcudan dost olmazmış:))))Yazarım valla anlattığınız herşeyi:))Sizi seviyorum gün grubum:))Ama yine de dikkatli olun:)))Sizde bir gün benim kileri yayınlamayın sonra:)))

Daha önce bahsettiğim gibi Haliçteki Yunus Merkezine gittik gitmesinede anca vakit buldum size yazmaya.Resimlerde var ama Aştül'ün makinesinde kaldı.Yolladım dedi Aştül ama hala gelmedi eeee yol uzun tabi:))Biz çok eğlendik.Mükemmel bir yer.Kesinlikle gidilmesi gereken bir yer.Pazartesi,salı hariç hafta içi saat 11:00 ve 13:00 da Hafta sonuda saatlerini hatırlamadığım cmt ve pazar 3'er gösteri oluyor.Şiddetle tavsiye edilir:))))

Emin,Aliş ve eğitmen amca:)))Bu fotoğraf parayla şekerlerim:))



Geçen pazar da ailecek görüştüğümüz arkadaşlarımız la Rahmetli Babamın tabiriyle 'İT AYAĞI YEMİŞ GİBİ' gezdik.Emin Paşa CEDDİN DEDELERİMİZİ çok sevdiği için Panorama 1453Müzesi'ne gittik önce.Nasıl bir 'ceddin dedem' (Emin'in tabiriyle) hayranlığı bilmiyorum.Benki eskiden duymaya tahammül edemediğim Mehter Marşlarını şimdilerde ezberledim nerdeyse:))))Babasına CD aldırmış Sürekli arabada o çalıyor.Babasıyla gideceksek cd alınıyor diğer arabaya:)))Eeeee bende ezberlemişim söylemek geliyor içimden,el kol hareketleri yapmak istiyorum ama YASAKKKKKK:)))))Emin Paşa'nın kesin yasak emri var:))Ceddin Dedemler söylenmek,oynanmak,hareketler yapmak için değil sadece dinlemek içinmiş öğrenin lütfeynnnnn:))))

Bugün de Küçükçekmece Belediyesi Cennet Kültür Merkezi'nde Periler Ülkesi adlı çocuk oyununa gittik.Aştüller gelemedi Aliş hasta olduğundan ama ben Emin'e dünden söz verdiğim için götürdüm.Açıkcası beğenmedim ve Emin de beğenmedi.Çok fazla Emin yaş grubunun anlayacağı cinsten bir oyun değildi.Ses düzeni felan güzel değildi.Salon çok doluydu.Konuda Periler ülkesinin başına bir cadının geçmek istemesi.Çocuk anlamadı peri ne cadı ne.Çünkü ben öyle saçma şeyler okumadım ona hiç.Boş bulundum aslında adından anlamalıydım.Neyse gittik gördük.Yarın da Küçükçekmece Belediyesi Halkalı Kültür Merkezinde başka bir çocuk oyununa gideceğiz belki.Belkide Eyüp taraflarında Mehter Gösterisi varmış ona gideriz:))))



5 Mart 2009 Perşembe

Benden Haberler:))))

Öncelikle beni merak eden herkese teşekkürler.Hansa'nın dediği gibi internetsiz kaldım ÇİNGENE GİBİ:)))).Bu aralar işyerine gitmiyorum.Emekli oldum:))))Artık uyuşuk ve bir ev hanımı edalarındayım.Pc de bozuk olunca tuzu biberi oldu.Bir miskinlik bir tembellik sormayın.Aslında eşim çoğu zaman akşamları kendi pc sini eve getiriyor ama dedim ya miskinlik bu ya elim gitmiyor bir türlü.Hepinizi ve bloglarınızı çok özledim. İnşallah sık sık yazıp haber edeceğim sizlere.Aslında hayatımız tam gaz gırgır şamata devam ediyor.Emin'in maceraları yine bir araba dolusu. Bu hafta Emin'de hastaydı göndermedim okula. Yarın kısmetse 'İstanbul Dolphinarium’ a gideceğiz. Havadislerden sizinde payınıza düşeni ayıracağım.Sağlıcakla kalın.Özleyiniz lütfeynnnn beni:)